SON DAKİKA
Anasayfa | Künye | Bizi Tanıyın | Sitene Ekle | Bize Ulaşın | Giriş Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle
Yazı Karakteri Boyutu:
   
30 Ekim 2008 Perşembe 15:43
  Serdar AKCA
  
Çıkışyolu değerlendirmeleri 1
YENİCE İÇİN ÇIKIŞ YOLU DEĞERLENDİRMELERİ -1
 

Yenice göç veriyor. Genç nüfusu şehirde tutmak neredeyse imkânsız. İnsanlar doğduğu yeri sevse de doyacağı yere kaçıyor. Şehir yakın bir gelecekte emekliler için bir sayfiye yerine dönerse şaşırmamak lazım. Elbette bunun böyle gitmesini kimse istemez. Ama bu bir vakıa olarak önümüzde duruyor. Dolayısıyla buna bir çıkış yolu bulmak lazım.

Bunun için Yenice'yi iktisadi olarak yeniden yorumlamalıyız. Yani ihtiyaçlarını yeniden tespit etmeli ve imkânlarını en verimli şekilde nasıl değerlendirebileceğimizi yeniden gözden geçirmeliyiz.

Hiç şüphesiz ki bunu yaparken önce zihniyet devrimi gerçekleştirmeliyiz. Zira hakim kültürde en sıkıntılı gördüğüm noktalardan biri olan üretime katılmadan tüketimden pay alma talebi bariz bir biçimde bizim bölgemizde de var. Bu sebeple öncelikle tüketicilikten üreticiliğe geçmeyi başarmalıyız. Her şeyi devletten bekleme yanlışlığından kurtulmalı ve bireysel girişimciliği öğrenmeliyiz.
 
İlçemizin adını zikrederken yeşil kelimesini gururla kullanıyoruz. Ama yeşile adını veren ormanlarımızı ve bitki örtümüzü yeterince kullanamıyoruz. Meraklıları hatırlayacaktır. Daha önceki yazılarımda Yenice'de tıbbi ve kozmetik bitkileri sektörü oluşturulabilir mi diye bir soru sormuştum? Bu sektör Yenice ormanlarındaki nitelikli doğal bitkiyi toplayıp değerlendirmenin yanında az olan arazilerimizde özellikli tarım yapılarak yüksek değer elde etme yoluyla da oluşturulabilir.
 
Yenice Ormanlarının birer tabiat harikası olduğu bir gerçek. Ama bu zenginliğe güvenip ilçeyi turizmle kurtaracağız nutukları atılmıyor mu, dinlerken kahroluyor insan. Sanki ormanlarımızın içine 5 yıldızlı tesisler kuracaklarmış gibi! Hoş kurulsa ne olur o da ayrı bir konu. Zira şimdi benzer tesisler her şey dahil sistemiyle çalışıyor. Otobüsle müşterisi kapısının önüne indiriliyor. Otobüsle de geldiği noktaya geri bırakılıyor. Yani bu turizm dediğiniz şey ilçe ekonomisine bir şey kazandıracak biricik kapı olmaktan çok uzak. Bunu konuşarak zaman kaybedenler es kaza ilçeye yolu düşüp gelen ve gece konaklamak zorunda kalan misafirlerini götürebilecekleri bir otel bile bulunamıyordu düne kadar. Şimdi ise sadece bir tane var.
 
Tabii bütün bunların yanında asıl turizmi göremiyor Yenice. Düşünün şehrin tam içinden her gün yüzlerce araç geçiyor. Ama yüzde onu bile ilçede durup burası Yenice. Yenice'nin meşhur tarhanası varmış. Methini duymuştum. Eve veya gittiğim yere şuradan biraz hediye sardırayım diyemiyor. Neden, çünkü yok. Burada tarhanayı temsilen seçtim tabii ki. Zira tarhana üzerine de yazacaklarım var ilerde. Şimdi düşünün ahşap el sanatları ve hediyelik eşya konusunda Yenice meşhur olsa ve sizde Yenice'den geçiyor olsanız ne yaparsınız. Bir soluklanma molası verip eşe dosta ne hediye götürebileceğinize bakmazmısınız? Eskiden İstanbul'a gidenlerin eline bakardık İzmit pişmaniyesi için bilenler hatırlayacaktır. İlçe içinden geçen yolun transit trafiği turizme dönüştürülmeli. Bunun içinde kendisini kabul ettirmiş ürünlere sahip olmalıyız.
 
İlçemizin arazisi ne büyük tarım yapmaya ne de büyük ölçekli sanayi kuruluşu kurmaya müsait değil. Bu bir gerçek. Ama özellikle şehir merkezinin dışında ve hele hele köylerdeki arazilerimiz neden boş. Evet, tonlarla ifade edilecek şekilde ekilip biçilecek tarım yapmayacağız elbette. Ama bugün herkesin dilinden düşürmediği bir organik tarım gerçeği var. Az üretiyorsunuz. Ama doğal üretiyorsunuz ve yüksek değerle satıyorsunuz. Yada özellikli tarım diye bir şey var. Ürettiğiniz şeyde uzmanlaşıyorsunuz ve bir gün geliyor ürettiğiniz şey konuşulunca akla siz geliyorsunuz.
 
Bugün ülkemizde bırakın bir ilçenin bunu gerçekleştirmesini bunu başarabilmiş köyler bile var. Ben bu yazının sınırlarını zorlamamak için sadece iki örnek vereyim. Toplam 1040 nüfusu olan Hatay-Samandağ'a bağlı Fidanlı Köyü, 1980'li yıllarda başladığı aşılı fidan üretiminde 2008 yılında yıllık 5 milyon adetlik bir kapasiteye ulaşmış durumda. Yıllık bazda oluşturdukları 15 Milyon YTL'lik cirolarıyla birçok şirketin bilançolarıyla yarışabilecek kadar iyi bir durumda olan köyde bugün sahip olunan tır sayısı 300 adete ulaşmış durumda.
 
Konya-Hadim Yaylacık köyü 2004 yılına kadar 1000 YTL 'lik milli gelirle ilin en fakir köylerinden birisi imiş.2004 yılında bir karar vermişler ve organik çilek üretimine başlamışlar.2007 yılına gelindiğinde sadece İngiltere'ye 95 ton çilek ihraç etmişler.2007 yılı sonu itibariyle köyde kişi başına düşen gelir 5000 YTL'ye çıkmış.
 
Bu örneklere bakınca insan bizim köylerimizde topraklar neden boş yatıyor diye sormadan yapamıyor. Neden her köy için bir üretim analizi yapmıyor ve o köyü üreteceği kalemde öne çıkarmıyoruz. Ya da benzer toprak yapısına sahip olan köylerimizi gruplayıp aynı üretime yönlendirmiyoruz. Daha ötesi her toprakta yetişecek özellikli ürünler bulup bu konuda uzmanlaşmıyoruz. Mesela dağda bayırda kendiliğinden yetişen 1 kg .mı bir kasa portakala bedel C vitamini ihtiva eden kuşburnu yemişinin değerini biliyor muyuz? Aloe Vera kadar değerli bir bitki olan ısırgan otundan haberimiz var mı? Ceviz ağacı yetişebilecekken boş yatan topraklarımızdaki ekonomik kaybımızı düşünebliliyormusunuz? Bu örnekler öyle fazlalaştırılabilir ki...!
 
Yenice'nin yatırıma ihtiyacı var. Doğru. Ama bu doğru tek başına yetmiyor. Bu yatırımı kimin yapacağı sorusuna da cevap bulmak gerekiyor. Dışarıdan büyük ölçekli yatırımcı beklemek kadar ham hayal bir şey kalmadı bilesiniz. Zira herkes teşvikli bölgeleri ve pazara yakın, ulaşım ve taşıma ağının merkezindeki noktaları tercih ediyor Kaldı ki bırakın bu özellikleri sağlamayı gelebilecek büyük ölçekli yatırıma gösterecek arazimiz bile yok. Bu sebeple bilesiniz ki ne yapılacaksa biz yapacağız. Bunun için yıllardır esnaflık yapan ticaret erbapları nasıl küçük-orta boy bir işletme, orta ölçekli üreticilerimiz nasıl büyük ölçekli bir işletme ve büyük ölçekli işletmelerimizde nasıl Türkiye oyuncusu olurum sorusunun cevabını öğrenmek zorunda.
 
Evet, bunun zor olduğunu söylediğinizi tahmin edebiliyorum. Müteşebbisliğin birinci kuralı cesarettir. Eğer buna sahipseniz ve azda olsa ihtiyacınız olan nakit sermayeniz de varsa ihtiyacınız olan şey iyi bir danışman yardımı almaktır. Allah aşkına Yenice'nin yurt içi ve yurt dışında okumuş kendini yetiştirmiş yüzlerce evladının beceri ve kabiliyetlerine ilişkin elimizde bir envanter bilgisi var mı? Yada bugüne kadar bunu kim kendine dert edindi. Evet, Yenice'nin ihtiyacı olan insan kaynağı ve enerji orada gizli çünkü. Bunun yanında ilçe esnaf ve sanatkârlar odaları ve il ticaret ve sanayi odaları bu danışmanlığı ve yol göstericiliği yapamıyorlarsa ne işe yararlar. Daha da ötesi şehrin liderliğini yapan önderler bu konuda ön açıcı ve yol gösterici olmayacaklarsa hangi konuda olacaklar.
 

Elimizde ormandan kaynaklanan bir avantajımız var. Hammadde burnumuzun dibinde.

Ama kereste ve mobilyaya bağlı birkaç kalemin dışında üretimimiz yok. Yine yazılarımı ve ilgili konuşmalarımı takip edenler hatırlayacaktır. Çok sık mikro üretim atağı diye bir terimden bahsediyorum. Mikro üretim atölye üretimi demektir. Yani evin bir odasında, çatı katında, zemin katında ve hatta kömürlüğünde yapılabilir. Şimdi düşünün ilçemiz halkına ihtiyacı olan hammaddeyi sağlamak için yasal bir düzenleme yapılsa ve el sanatlarında kullanılacak evsafta orman emtiası uygun koşullarda verilse ve insanımız bankalarda bekleyen emekli ikramiyelerini ve yedek akçelerini birer torna makinesi almada kullansa bu bahsettiğimiz mekânlarda üretilebilecek yüzlerce çeşit ürün saymak mümkün. Eskiden çocukların oynadığı ahşaptan yapılan topaçlar vardı bilirmisiniz? İşte şimdi aynı topacı çocuklarımızın oynaması için Çin'liler üretip bize satıyor. Bir tornada çekilebilecek kadar basit bir topaç. Üretiyorlar ve okyanus ötesine satıyorlar. Onlar bunu yaparken hammaddenin içinde yaşayan bizler ne yapıyoruz peki, kapıcı olmak ya da asgari ücretle bir el kapısında çalışmak üzere İstanbul'a ya da diğer büyük şehirlere gönderdiğimiz evlatlarımızı ziyarete gittiğimizde torunlarımıza yanımızda Yenice'de yapılmış bir topaç götürüp hediye etmek yerine Çin malı oyuncaklar alıyoruz. Çünkü Yenice'de topaç üreten kimse yok!
 
Mevcut imkânlarımız sınırlı olabilir. Ama bilesiniz ki o kısıtlı imkânlarla da mutlaka üretilebilecek bir şeyler vardır. Yeter ki siz birey olarak üretmeyi isteyin. Ürettikçe refahınızın arttığını göreceksiniz. Bilesiniz ki Yenice için asıl çıkış yolu üretme isteğine dayalı bu zihniyette ve mikro üretimde yatmaktadır.
 
Yazının devamı ikinci bölümle daha sonra yayınlanacaktır.
 
22.10.2008
 

Serdar Akca

YORUMLAR (2) adet
    ilhami safran
    ...
    böyle bir makale yazzdıgınız ıcın sızı tebrık eder basarılarınzın dewamını dılerım
    21 Aralık 2008 Pazar 10:03

    ıslak kırış
    süper
    Gökbel Köyü'ndenim.Bir numara makale hazırlamışsınız vallahi helal olsun. keşke kendini girişimci sanan yeniceli hemşerilerim de bunu okusalarda bir şeyler kapsalar.
    17 Aralık 2008 Çarşamba 19:29

Yazarın Diğer Yazıları

Celal DOĞRUSÖYLER
Ayşegül UÇAR
Muzaffer EREN
YAZARIMIZIN YENİ YAZISI
Tüm Yazarlar
    Anket
    Yerel seçimlerde oyunuzu Partiye göre mi yoksa adaya göre mi kullanacaksınız?
    Adaya Göre
    Partiye Göre
    Hiç düşünmedim
    KARABUK 06.01.2009
İmsak
-
5:35
Güneş
-
7:08
Öğle
-
12:02
İkindi
-
14:21
Akşam
-
16:44
Yatsı
-
18:10
KARABUK
    » Piyasalar
$ USD
1.5280
€ Euro
2.0840
IMKB
27.988
Altın
41.57
Ana Sayfa | Künye | Bize Ulaşın | Giriş Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle |
anadoluweb© 2007-2008